Ticari ve İş Hukuku Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuk: Menfi Tespit ve Tasarrufun İptali Davalarında Usul Yönetimi | HukukKit
HukukKit Hukuk Makale
Ticari ve İş Hukuku Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuk: Menfi Tespit ve Tasarrufun İptali Davalarında Usul Yönetimi
Ticari ve iş hukuku uyuşmazlıklarında dava şartı arabuluculuğun genel çerçevesi, menfi tespit ve tasarrufun iptali davaları özelinde arabuluculuk şartının uygulanabilirliği ve usul yönetimi hakkında kapsamlı bir rehber.
Dava Şartı ArabuluculukYazar: LAVİNYA ÇİÇEKKategori: ArabuluculukYayın tarihi: 14 Mart 2026
Ticari ve İş Hukuku Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuk: Menfi Tespit ve Tasarrufun İptali Davalarında Usul Yönetimi
Türk hukuk sisteminde, yargı yükünü azaltmak, uyuşmazlıkları daha hızlı ve etkin çözmek amacıyla alternatif uyuşmazlık çözüm yolları giderek daha fazla önem kazanmaktadır. Bu yollardan en yaygın ve etkili olanlarından biri de arabuluculuk kurumudur. Özellikle ticari uyuşmazlıklar ve iş hukuku kaynaklı ihtilaflarda, dava şartı arabuluculuk, yargılama öncesi zorunlu bir aşama olarak konumlandırılmıştır. Bu makale, ticari ve iş hukuku uyuşmazlıklarında dava şartı arabuluculuğun genel çerçevesini çizmekle birlikte, özellikle menfi tespit davaları ve tasarrufun iptali davaları gibi spesifik dava türleri açısından arabuluculuk şartının uygulanabilirliğini ve usul yönetimini detaylı bir şekilde inceleyecektir. Amacımız, uygulayıcılara ve ilgili taraflara, bu karmaşık hukuki süreçlerde yol gösterici bilgiler sunmak ve dava şartı arabuluculuğun doğru anlaşılmasına katkıda bulunmaktır. Arabuluculuk, tarafların iradeleriyle bir arabulucu eşliğinde müzakere ederek anlaşmaya varmalarını sağlayan esnek bir süreç olup, belirli dava türlerinde dava açılmadan önce zorunlu hale getirilmiştir. Bu zorunluluk, hem yargının iş yükünü hafifletmekte hem de taraflara daha hızlı, daha az maliyetli ve gizli bir çözüm imkanı sunmaktadır. Ancak her dava türü için arabuluculuk şartı aranmamakta, bu durum da uygulamada bazı tereddütlere yol açabilmektedir. Bu makalede, özellikle menfi tespit ve tasarrufun iptali davaları özelinde bu tereddütleri gidermeye çalışacağız.
Dava Şartı Arabuluculuğun Hukuki Çerçevesi ve Kapsamı
Dava şartı arabuluculuk, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu (HUAK) ile hukuk sistemimize girmiş ve zamanla kapsamı genişletilmiştir. Özellikle 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 3. maddesi ile işçi-işveren uyuşmazlıklarında, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A maddesi ile de ticari davaların belirli bir kısmında dava şartı haline getirilmiştir. Bu düzenlemeler, tarafların dava açmadan önce bir arabulucuya başvurmasını zorunlu kılmakta, aksi takdirde davanın usulden reddi sonucunu doğurmaktadır. Dava şartı arabuluculuk, tarafların mahkeme sürecine girmeden önce, bağımsız ve tarafsız bir arabulucu eşliğinde uyuşmazlıklarını müzakere etmelerini ve karşılıklı anlaşma yoluyla çözüme kavuşturmalarını hedefler. Bu süreç, yargılamanın getirdiği zaman, maliyet ve yıpranma gibi olumsuzlukları ortadan kaldırma potansiyeli taşır. Arabuluculuk sürecinin sonunda anlaşma sağlanamaması halinde ise taraflar, mahkemeye başvurma haklarını korurlar. Ancak, arabuluculuk sürecine hiç başvurulmaması veya sürecin usulüne uygun yürütülmemesi, davanın dava şartı yokluğundan reddine yol açar.
Dava şartı arabuluculuğun kapsamı, kanun koyucu tarafından açıkça belirlenmiştir. İş hukukunda, işçi-işveren ilişkisinden kaynaklanan işe iade talepleri dışındaki alacak ve tazminat talepleri ile işe iade davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması zorunludur. Ticari davalarda ise, konusu bir miktar para alacağı olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Bu düzenlemeler, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A maddesi ve 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 3. maddesi ile net bir şekilde ortaya konulmuştur. Ancak, her ticari veya iş hukuku uyuşmazlığı dava şartı arabuluculuğa tabi değildir. Örneğin, iflas, konkordato, çekişmesiz yargı işleri, tüketici uyuşmazlıkları (tüketici hakem heyetlerinin görev alanına girenler hariç) gibi bazı özel durumlar bu kapsamın dışında tutulmuştur. Bu ayrım, uygulayıcılar için hangi durumlarda arabuluculuğun zorunlu olduğunu doğru tespit etmeyi kritik hale getirmektedir.
Menfi Tespit Davalarında Dava Şartı Arabuluculuğun Değerlendirilmesi
Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenen, bir borcun mevcut olmadığının tespiti amacıyla açılan bir davadır. Bu dava türü, genellikle icra takibine maruz kalan veya kalma riski bulunan borçlular tarafından, borçlu olmadıklarını ispatlamak için kullanılır. Menfi tespit davalarının niteliği gereği, konusu genellikle bir alacak veya tazminat talebi değildir; aksine, bir borcun varlığının veya yokluğunun tespiti esastır. Bu durum, menfi tespit davalarının dava şartı arabuluculuğa tabi olup olmadığı konusunda uygulamada bazı tartışmalara yol açmaktadır. Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A maddesi, ticari davalardan, konusu bir miktar para alacağı olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasını dava şartı olarak düzenlemektedir. Menfi tespit davasının konusu doğrudan bir para alacağı talebi olmadığından, bu davanın TTK m. 5/A kapsamına girip girmediği hususu önem arz etmektedir.
Yargıtay'ın yerleşik içtihatları ve doktrindeki genel kabul, menfi tespit davalarının, konusu bir miktar para alacağı olan alacak ve tazminat talepleri niteliğinde olmadığını belirtmektedir. Dolayısıyla, menfi tespit davaları, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A maddesi ve 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 3. maddesi kapsamında dava şartı arabuluculuğa tabi değildir. Bu tür davalarda, borcun varlığı veya yokluğu tespit edildiğinden, arabuluculuk sürecinin doğasına da tam olarak uygun düşmediği düşünülmektedir. Ancak, menfi tespit davasının temelinde yatan hukuki ilişkinin bir ticari iş veya iş ilişkisi olması durumunda, bu ilişkinin diğer yönlerinden kaynaklanan alacak veya tazminat talepleri için arabuluculuk şartı aranabilir. Örneğin, bir ticari sözleşmeden kaynaklanan borcun olmadığı iddiasıyla açılan menfi tespit davasında, eğer aynı sözleşmeden kaynaklanan bir alacak talebi de söz konusu ise, alacak talebi için arabuluculuk şartı aranacaktır. Bu ayrım, davanın niteliği ve talebin içeriği dikkate alınarak yapılmalıdır. Özetle, menfi tespit davaları, doğrudan bir alacak veya tazminat talebi içermediği sürece, dava şartı arabuluculuğa tabi değildir.
Tasarrufun iptali davası, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 277 ve devamı maddelerinde düzenlenen, alacaklının, borçlusunun malvarlığından alacağını tahsil etmesini engellemek amacıyla yaptığı hileli tasarrufların iptalini talep ettiği bir davadır. Bu dava, alacaklının alacağını tahsil etme imkanını yeniden yaratmayı amaçlar ve icra hukuku kapsamında özel bir niteliğe sahiptir. Tasarrufun iptali davaları, doğrudan bir alacak veya tazminat talebi olmaktan ziyade, borçlunun malvarlığından kaçırdığı malların tekrar cebri icra yoluyla takibe konu edilebilmesini sağlamaya yönelik bir eda davasıdır. Bu davaların temel amacı, borçlunun alacaklılarından mal kaçırmak amacıyla yaptığı hukuki işlemlerin hükümden düşürülerek, alacaklının alacağına kavuşmasını sağlamaktır. Bu niteliği itibarıyla, tasarrufun iptali davalarının dava şartı arabuluculuğa tabi olup olmadığı hususu da menfi tespit davalarına benzer şekilde tartışma konusu olmuştur.
Tıpkı menfi tespit davalarında olduğu gibi, tasarrufun iptali davaları da 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A maddesi ve 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 3. maddesi kapsamında dava şartı arabuluculuğa tabi değildir. Yargıtay içtihatları ve doktrin, tasarrufun iptali davalarının, konusu bir miktar para alacağı olan alacak ve tazminat talepleri niteliğinde olmadığını açıkça belirtmektedir. Bu davalar, alacaklının alacağını tahsil etmesini sağlamak için borçlunun malvarlığından kaçırdığı malların tekrar icra takibine konu edilebilmesini amaçladığından, arabuluculuk sürecinin temel felsefesi olan tarafların karşılıklı müzakeresi ve anlaşması yoluyla uyuşmazlığın çözümü ilkesine tam olarak uygun düşmemektedir. Zira bu davalarda, borçlunun kötü niyetli tasarruflarının iptali gibi kamu düzenini de ilgilendiren bir durum söz konusudur. Bu nedenle, tasarrufun iptali davaları için dava açmadan önce arabulucuya başvurma zorunluluğu bulunmamaktadır. Ancak, bu davaların temelinde yatan alacak ilişkisi ticari bir alacak ise, o alacağın tahsili için açılacak bir davada arabuluculuk şartı aranabilir. Tasarrufun iptali davası, mevcut bir alacağın tahsilini kolaylaştıran ikincil bir dava niteliğindedir.
Dava Şartı Arabuluculuk Sürecinin İşleyişi ve Tarafların Yükümlülükleri
Dava şartı arabuluculuk süreci, uyuşmazlığın türüne göre yetkili arabuluculuk bürosuna başvuru ile başlar. Başvuru üzerine arabuluculuk bürosu, listeden bir arabulucuyu görevlendirir. Arabulucu, tarafları ilk toplantıya davet eder ve uyuşmazlığın çözümü için müzakereleri yönetir. Süreç, genellikle üç hafta içinde tamamlanır; ancak zorunlu hallerde arabulucu tarafından bir hafta daha uzatılabilir. Tarafların arabuluculuk sürecine katılımı ve iyi niyetli çaba göstermesi beklenir. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 15. maddesi uyarınca, arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaşıp anlaşamadıkları, anlaşılamaması halinde ise son tutanakta belirtilir. Anlaşma sağlanması halinde, bu anlaşma belgesi ilam niteliğinde olup, icra edilebilirlik şerhi alınarak mahkeme kararı gibi uygulanabilir. Anlaşma sağlanamaması veya taraflardan birinin ilk toplantıya mazeretsiz katılmaması durumunda ise dava açma hakkı doğar.
Arabuluculuk sürecinde tarafların yükümlülükleri, sürecin etkinliği açısından büyük önem taşır. Taraflar, arabuluculuk sürecine bizzat veya vekilleri aracılığıyla katılabilirler. İlk toplantıya mazeretsiz katılmayan taraf, dava açılması halinde yargılama giderlerinden sorumlu tutulabilir. Ayrıca, haklı bir mazereti olmaksızın ilk toplantıya katılmayan taraf, yargılama sonunda haklı çıksa bile, yargılama giderlerinin tamamını ödemek zorunda kalabilir. Bu durum, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 3. maddesi ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A maddesinde açıkça düzenlenmiştir. Arabuluculuk sürecinin gizliliği esastır; taraflar ve arabulucu, süreçte öğrenilen bilgileri üçüncü kişilerle paylaşamazlar. Bu gizlilik ilkesi, tarafların çekinmeden müzakere etmelerini ve samimi bir çözüm arayışına girmelerini teşvik eder. Arabuluculuk sürecinin sonunda düzenlenen son tutanak, tarafların anlaşmaya varıp varmadıklarını gösteren resmi bir belgedir ve dava açma hakkının doğup doğmadığını belirler.
Pratik Aksiyon Adımları
11. Uyuşmazlığın niteliğini doğru tespit edin: Dava şartı arabuluculuğa tabi olup olmadığını belirlemek için uyuşmazlığın konusunun bir miktar para alacağı veya tazminat talebi olup olmadığını dikkatlice değerlendirin. Özellikle menfi tespit ve tasarrufun iptali davalarının bu kapsamda olmadığını unutmayın.
22. Arabuluculuk başvurusunu usulüne uygun yapın: Eğer uyuşmazlık dava şartı arabuluculuğa tabi ise, yetkili arabuluculuk bürosuna süresi içinde ve eksiksiz bir başvuru yapın. Başvuruda taraf bilgilerini ve uyuşmazlık konusunu net bir şekilde belirtin. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun ilgili maddelerine uygun hareket edin.
33. Arabuluculuk sürecine aktif ve iyi niyetli katılın: Arabuluculuk toplantılarına bizzat veya vekiliniz aracılığıyla katılın. İyi niyetli müzakerelerde bulunun ve çözüm odaklı bir yaklaşım sergileyin. İlk toplantıya mazeretsiz katılmamanın hukuki sonuçlarını (yargılama giderleri sorumluluğu gibi) göz önünde bulundurun. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 3. maddesi ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A maddesindeki yaptırımlara dikkat edin.
44. Anlaşma belgesini dikkatlice inceleyin: Arabuluculuk sonucunda anlaşma sağlanması halinde, hazırlanan anlaşma belgesinin tüm şartları doğru ve eksiksiz yansıttığından emin olun. Anlaşma belgesinin ilam niteliğinde olduğunu ve icra edilebilirlik şerhi alınarak mahkeme kararı gibi uygulanabileceğini unutmayın.
55. Süreç sonunda tutanağı kontrol edin: Arabuluculuk sürecinin sonunda düzenlenen son tutanağın, anlaşma sağlanıp sağlanmadığına dair doğru bilgiyi içerdiğinden emin olun. Bu tutanak, dava açma hakkınızın doğup doğmadığını belirleyen kritik bir belgedir.
Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, menfi tespit davaları ve tasarrufun iptali davaları, konusu bir miktar para alacağı olan alacak ve tazminat talepleri niteliğinde olmadığından, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A maddesi ve 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 3. maddesi kapsamında dava şartı arabuluculuğa tabi değildir. Bu tür davalarda, borcun varlığı veya yokluğu ile hileli tasarrufların iptali gibi tespit ve eda niteliğindeki talepler ön plandadır.
Kaynak: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili Daire Kararları
Dava Türü
Dava Şartı Arabuluculuk Durumu
İlgili Kanun Maddesi
İşçi Alacak ve Tazminat Davaları (İşe İade Hariç)
Zorunlu
7036 S.K. m. 3
İşe İade Davaları
Zorunlu
7036 S.K. m. 3
Ticari Nitelikli Alacak ve Tazminat Davaları
Zorunlu
6102 S.K. m. 5/A
Menfi Tespit Davaları
Zorunlu Değil
İİK m. 72 (TTK m. 5/A kapsamı dışında)
Tasarrufun İptali Davaları
Zorunlu Değil
İİK m. 277 vd. (TTK m. 5/A kapsamı dışında)
İflas ve Konkordato Davaları
Zorunlu Değil
İİK (Özel Hükümler)
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
1. **Menfi tespit davası açmadan önce arabulucuya gitmek zorunda mıyım?** Hayır, menfi tespit davaları, konusu bir miktar para alacağı olan alacak ve tazminat talepleri niteliğinde olmadığından, dava şartı arabuluculuğa tabi değildir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi kapsamında açılan bu davalar için arabuluculuk zorunluluğu bulunmamaktadır.
2. **Tasarrufun iptali davası için arabuluculuk şartı var mıdır?** Hayır, tasarrufun iptali davaları da menfi tespit davalarına benzer şekilde, konusu bir miktar para alacağı olan alacak ve tazminat talepleri kapsamında değerlendirilmediğinden, dava şartı arabuluculuğa tabi değildir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddelerinde düzenlenen bu davalar için arabuluculuk zorunluluğu aranmaz.
3. **Arabuluculuk sürecine katılmazsam ne olur?** Eğer dava şartı arabuluculuğa tabi bir uyuşmazlıkta, haklı bir mazeretiniz olmaksızın ilk toplantıya katılmazsanız, dava açılması halinde yargılama giderlerinin tamamından sorumlu tutulabilirsiniz. Bu durum, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 3. maddesi ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A maddesinde açıkça belirtilmiştir.
4. **Arabuluculuk anlaşma belgesi mahkeme kararı yerine geçer mi?** Evet, arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaştıkları takdirde düzenlenen anlaşma belgesi, ilam niteliğinde olup, icra edilebilirlik şerhi alınarak mahkeme kararı gibi icra edilebilir. Bu durum, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18. maddesinde düzenlenmiştir.
5. **Ticari davalarda her zaman arabuluculuk zorunlu mudur?** Hayır, ticari davalarda dava şartı arabuluculuk, sadece konusu bir miktar para alacağı olan alacak ve tazminat talepleri için zorunludur. Örneğin, iflas, konkordato, çekişmesiz yargı işleri gibi ticari davalar dava şartı arabuluculuğa tabi değildir. Bu ayrım, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A maddesinde belirtilmiştir.
Sonuç ve Genel Değerlendirme
Ticari ve iş hukuku uyuşmazlıklarında dava şartı arabuluculuk, Türk yargı sisteminin etkinliğini artırmak ve taraflara daha hızlı, ekonomik ve gizli çözüm yolları sunmak amacıyla getirilmiş önemli bir kurumdur. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun ilgili maddeleri ile kapsamı belirlenen bu zorunluluk, belirli alacak ve tazminat talepleri için geçerlidir. Ancak, menfi tespit davaları ve tasarrufun iptali davaları gibi özel nitelikli davalar, doğrudan bir para alacağı veya tazminat talebi içermediklerinden, dava şartı arabuluculuğa tabi değildir. Bu ayrım, Yargıtay içtihatları ve doktrin tarafından da desteklenmektedir. Uygulayıcıların, dava açmadan önce uyuşmazlığın niteliğini ve talebin içeriğini doğru bir şekilde analiz etmeleri, dava şartı arabuluculuğun zorunlu olup olmadığını titizlikle belirlemeleri gerekmektedir. Aksi takdirde, dava şartı yokluğundan davanın reddi gibi olumsuz sonuçlarla karşılaşılabilir. Arabuluculuk, doğru anlaşıldığında ve uygulandığında, taraflar için kazan-kazan durumu yaratabilen, ilişkileri koruyan ve yargı yükünü hafifleten değerli bir mekanizmadır. HukukKit olarak, bu makale ile menfi tespit ve tasarrufun iptali davaları özelinde dava şartı arabuluculuğun usul yönetimine dair net bir bakış açısı sunmayı ve hukuki süreçlerdeki belirsizlikleri gidermeyi hedefledik. Unutulmamalıdır ki, her hukuki uyuşmazlık kendi özel koşulları içinde değerlendirilmeli ve uzman hukuki danışmanlık alınmalıdır.
Bu içerik, HukukKit yapay zeka sistemleri tarafından Resmi Gazete ve yüksek yargı kararları taranarak hazırlanmıştır. HukukKit, veriye dayalı (RAG) analiz yöntemlerini kullanarak halüsinasyon riskini minimize eder ve her zaman güncel hukuk normlarını referans alır. Hukuki süreçlerinizde en doğru sonucu almak için bir hukuk profesyoneline danışmanız önerilir.
LAVİNYA ÇİÇEKBAŞ EDİTÖR & HUKUK STRATEJİSTİ
HukukKit İçerik Standartları ve Stratejik Analiz Sorumlusu